Web için doğru adres

ana sayfa . hakkımızda . kariyer . iletişim . english

Web Tasarım ve E-Ticaret Çözümleri
yeni trendlere uyum sağlamak.
buradasınız / ana sayfa / tasarım günlüğü / yeni trendlere uyum sağlamak

yeni trendlere uyum sağlamak

YA YENİLENİP, YENİ TRENDLERE UYUM SAĞLAYACAKSINIZ YA DA (ne yazık ki) YOK OLUP GİDECEKSİNİZ!

Yazar : Kamil Eryazar ( Kurumsal Pazarlama İletişimi )

Gelişen teknoloji, insanların bilgiyle etkileşimini değiştirmeye başladı. Bilgi artık birçok kanal tarafından beslenen ve çok hızlı işlenen devingen bir duruma geldi. Dolayısıyla yaşamın içerisinde bilgiye ulaşma ve bilgiyi paylaşma alışkanlıkları da farklılaşmaya başladı.

Multimedya ve navigasyon özellikli cep telefonları, mp3 çalarlar, PC ve notebook kişisel bilgisayarlar, mobil mediaplayer’lar, PDA kişisel dijital asistanlar çoktan günlük yaşamın vazgeçilmez birer parçası oldular.

Daha şimdiden Blade Runner benzeri bir dünyada yaşıyoruz. Dört bir yanımız çeşitli ağlara bağlı veri ekranlarıyla sarılmış durumda.

Diğer bir yandan da, özellikle internet, insanları iletişime geçirmek için yeni yollar açıyor. Kişiler Google, vb. arama motorları aracılığıyla, aradıkları bilgiye anında ulaşabiliyorlar. MySpace ve Facebook’u kullanarak yeni ve farklı yollarla sosyalleşirken, Flickr ve Youtube gibi sitelerde yaratıcılıklarını, Amazon ve Netflix’te filmler ve kitaplar üzerine düşüncelerini paylaşıyorlar. Skype, MSN ve AIM sayesinde yazıyla, sesle ya da görüntülü iletişim kuruyorlar. Sayıları gittikçe artan online oyunlar ile çok büyük kalabalıklar bir araya gelebiliyor.

MySpace ve Facebook dünyasındaki sosyalleşme sitelerinde var olmamak, bu tip oluşumlar içerisinde yer almayı reddetmek; gizlilik haklarını kullanmak değil de, düpedüz anti-sosyallik olarak görülüyor.

Türk insanı da yeni sosyallik konusunda geri kalmıyor! Dünyanın en popüler sosyalleşme platformlarından Facebook’un Türkiye’de 1.3 milyonu aşkın kullanıcısı var. Öte yandan 22 milyon aktif MSN kullanıcısı ile Brezilya ve Amerika’dan sonra dünya üçüncüsüyüz. 17 milyon Hotmail abonesi ile de dünya altıncısıyız. Günde ortalama 650 milyon e-posta gönderiliyor. Türkiye MSN’de aylık ortalama 4 milyar konuşma penceresi açılıyor. Kullanıcıların listesindeki ortalama kişi sayısı da 110. Bu sayıyla Türkiye, Avrupa’da İspanya’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 12 milyona yaklaşan MySpace’de oluşturulmuş kişisel site ile de dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyoruz. Popüler online platformlardan Second Life’a 27.000 Türk kayıtlı.
(*) Nisan 2008 rakamları

BİLGİ AYRICALIKLI YAŞAM

Bloglar, e-mailler ve mobil medya karşısında tahtı sallanmaya başlayan geleneksel basılı medya da çözümü yeni bilgi teknolojilerine uyum sağlamaya çalışmak da arıyor.

Artık gazeteler web sitelerinde salt haberleri vermiyor, multimedyanın tüm olanaklarından yararlanmaya çalışıyorlar. Sitelerini podcastler, videolar, e-mail linkleri, bloglar, yorum alanları gibi etkileşim unsurları ile destekliyorlar. Bu deneyim tüketicilerin haberin oluşmasında etkin bir rol edinmelerini sağlıyor. 21. Yüzyıl okuyucusu okuduğu yazıyı oyluyor, arkadaşlarına gönderiyor ve üstelik yorum yapıyor. Bütün bunlar da tüketiciye benzersiz bir bilgi etkileşimi deneyimi yaşatıyor.

Bugünkü medya izleyicisi, salt tüketmek değil, aynı zamanda katkıda bulunmak, yorum yapmak ve kendi medyasını yaratmak gibi daha işlevsel sistemler istiyor.

İnternet üzerinde oluşturulan bloglar, reklamverenler için hedef kitlelerine doğrudan, üstelik çok daha ucuza ulaşabildikleri bir mecra olarak önem kazanıyor. Hatta bloglarda yerinde ve zamanında yapılan PR aktiviteleri, markanın etrafında WOM oluşmasına ve haberin bir blogdan öbürüne hızlıca yayılmasına neden oluyor, bu da verilen mesajın etkisini katlıyor.

HER ŞEYİ ANINDA, HERKESDEN ÖNCE B İ L M E K: “İlk Bilen Siz Olun!”

Markalar, “tüm dünyayı, hemen şimdi” isteyen tüketicilerin, bu beklentilerini karşılayabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Buna koşut olarak, markaların “Size Özel!” anında kişisel doyum önerileri de artıyor. Her gün reklamlarda, “niye bekleyeceksiniz ki?” sorusunu gittikçe daha sık duyuyoruz. Özellikle kredi kartları, anında tatmin isteğinin katalizörü olarak öne çıkıyorlar.

“Anında kişisel doyum” pazarlama arenasında tek başına yükselen bir eğilim değil. Bununla birlikte, toplumsal konularla ilintili tüketim duyarlılıkları da önem kazanıyor. Çevre kirliliği, küresel ısınma, dolayısıyla doğanın korunması, insan hakları ve etik ticaret gibi birtakım toplumsal sorumluluk unsurları, satın alma kararlarını gittikçe daha da etkilemeye başlıyor. Markalar, vaatlerine bu faktörleri de ekleyerek, tüketicilerin bu toplumsal duyarlılıklarına da seslenmeyi hedefliyor.

Eskiden insanlar bir firmada onlarca yıl çalışırdı. Ancak bugün durum değişti. Tom Peters gibi guruların da etkisiyle, çalışanlar artık hiçbir firmaya ömür boyu ait olmayan, kendilerini görev tarifi ve iş titriyle tanımlamayan bağımsız kişisel markalar olarak görüyorlar.

Yüksek teknoloji ile birlikte gelişmiş dünyada, herhangi bir “Ahmet X” ya da “Ayşe Z” iki günde kendisini “Ahmet X Limited Şirketi” ya da “Ayşe Z A.Ş.”ye dönüştürebiliyor. Bloglar, podcast’ler ve e-book’lar aracılığı ile kendi markasını yaratabiliyor. Linkedin ve monster.com gibi siteler sayesinde kendini piyasaya sunabiliyor. Youbiz gibi yetenek yönetimi şirketleri de, özellikle üst düzey yöneticilerin kendilerini birer mikro-şirket olarak görmelerini salık veriyor.

Etik üretim ve ticaretin yanı sıra, “etik tüketim” anlayışı da gelişiyor. Geri dönüşümlü ürünler, organik yiyecekler, ‘fair trade’ ve yerel üretimle kalmayıp çeşitlendikçe tüketim alışkanlıklarının topluma etkileri de daha çok sorgulanıyor.

Şimdilerde yaşadıkları ‘online yaşam’dan başka bir şey gör(e)meyen genç tüketiciler için sosyalleşmenin/toplumsal yaşamın anlamı, yaygın bilinenlerden çok daha başka. İnternet, cep telefonu gibi iletişim araçları –adı üstünde- birbirleriyle iletişim kurarken ve etkileşime geçerken amaç değil, araç görevini görüyorlar.

Zamana karşı yarışan tüketicilerin sürekli hareket halinde oldukları bir dünyada, onlara daha yakın olabilmenin en önemli yöntemlerinden biri de RSS iletilerinin kullanılması. Özellikle yöneticiler ve üniversite öğrencileri için işlevsel cep telefonları neredeyse birer toplumsal yaşam bağı konumuna gelmiş durumda. Bu kişisel mini-multimedya araçlarını, salt işlerine ve arkadaşlarına hızlı-kesintisiz ulaşabilmek için değil; aynı zamanda her an her şeyden haberdar olmak ve bunları birer diyalog, toplumsal paylaşım aracı olarak da kullanıyorlar.

müşteri hizmetleri girişi

müşteri hizmetleri servisimiz yenilendi. giriş ve detaylar için tıklayınız